Çankırı TÜRKAV İstiklal Yolunda Karınca Ordusu Konulu Bir Söyleşi Gerçekleştirdi.


Açıklama: TÜRKAV Çankırı İl Başkanlığı bu hafta İstiklal Yolu Eğitim Kültür Turizm Ve Gençlik Derneği Başkanı Öğr. Gör. İsmail Çam hocayı, İstiklal Yolunu konuşmak üzere konuk etti.
Kategori: Güncel
Eklenme Tarihi: 23/Mart/2016
Geçerli Tarih: 17/Haziran/2019, 04:19
Site: TÜRKİYE KAMU ÇALIŞANLARI KALKINMA VE DAYANIŞMA VAK
URL: http://cankiriturkav.org/haber_detay.asp?haberID=372


TÜRKAV Çankırı İl Başkanlığı bu hafta İstiklal Yolu Eğitim Kültür Turizm Ve Gençlik Derneği Başkanı Öğr. Gör. İsmail Çam hocayı, İstiklal Yolunu konuşmak üzere konuk etti.

Söyleşiye geçmeden önce konuşmacı Öğr. Gör. İsmail Çam hoca ve katılımcılara hoş geldiniz deyip, hayırlı akşamlar dileyen TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı sözlerine şöyle devam etti.

Değerli misafirler, Atalarımızın Anadolu’ya girmesinden sonra, üç dört sene gibi kısa bir süre içersinde bu bölge Çankırı Fatihi Emir Karatekin tarafından Müslüman Türk yurdu haline getirilmiş ve o günden günümüze kadar da bu bölgeye hiçbir zaman düşman ayağı basmamıştır. Gayri Müslimlerin de azınlıkta yaşadığı ve Müslüman Türk halkıyla hiçbir sorun yaşamadan hayatlarını idame ettirdikleri bu bölgelerde geçmişte hiçbir zaman iç isyan olmamış devletine bağlı bir bölge olmuştur. Bu hasletlerinden dolayı Kurtuluş savaşı sırasın da bu bölgenin Karadeniz’e yani İnebolu’ya gelen silahların Anadolu’ya güvenli bir şekilde nakledilmesi için geçiş yolu olarak kullanılmış ve bizde şimdi bu yollara İstiklal Yolu diyoruz. Bu yol üzerinde alanı olmamasına yani kendinin Makineci olmasına rağmen bu İstiklal yoluyla alakalı büyük çalışmaları olan İsmail Çam hocamızı konuk ettik kendilerine bizi kırmayıp geldikleri için TÜRKAV olarak çok teşekkür ediyor sözü kendilerine bırakıyorum dedi.

         Öncelikle beni buraya davet ettikleri için Sayın TÜRKAV Başkanı İsa Bölükbaşı Bey ve Yönetimine çok teşekkür ediyorum, tüm katılımcılara hayırlı akşamlar diliyorum diye konuşmasına başlayan İsmail Çam hoca konuşmasının devamında şunların kaydetti.

İsa Başkanında söylediği gibi aslında bu Tarihçilerin alanı fakat Tarihi bakımından İlimizden böylesi bir yol geçiyor ve bunu çok kimse bilmiyor ve biz bu yolunu önemini anlatarak dikkatleri bu yol üzerine çekmeye başladık ve hızımızı kesmeden devam ediyoruz. İstiklal Savaşının görünmeyen, az bilinen, cephe gerisinin, perde arkasını bu tür konferanslarla anlatmaya çalışıyoruz diyerek sözlerine şöyle devam etti.

Değerli katılımcılar, Birinci Dünya Savaşının sonunda Osmanlı İmparatorluğu büyük bir hezimete uğradı. Sekiz cephede dört sene çarpışmışlar, bir milyona yakın asker bir daha evine dönememişti.  Fedakârlıklarının sonunda büyük bir hüsrana uğramışlardı

Anadolu’nun İşgali

•      Osmanlı devleti savaşta yenildiğini Mondros Ateşkes Antlaşması ile kabul etti..

•       Emperyalist devletlerin 1000 yıllık bir düşünün son aşamasıydı… Osmanlının son toprağı, Türk’ün son sığınağı Küçük Asya’yı işgale başlamışlardı…

•      Antlaşmadan iki hafta sonra 13 Kasım 1918 günü İstanbul Boğazı’na 55 savaş gemisi geldi ve karaya asker çıkarılarak İstanbul fiilen işgal edildi.

•      15 Mayıs 1919 günü Yunan Ordusu İzmir’e çıktı. Elleri kolları bağlanmış Anadolu’nun işgali onlara göre kolay olacaktı. Çünkü Osmanlı ordusu dağıtılmış, silahlarına, limanlarına el konulmuştu. Üstelik gerekli gördükleri yeri işgal etme haklarına sahiplerdi…

•      Mondros Ateşkes Antlaşması bir savaşı bitirmiyor, yeni bir savaşı, bir istilayı başlatıyordu.

•       Buna karşın Türkler, galiplerin biçtikleri kefene razı olmadı ve bu kefeni yırtmak için önce çete savaşları ile bölgesel direnişlere başladı.

•      Sonra Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde organize oldu  Milli Mücadele dönemini açtı.

•      1912’den beri savaşan Türk Milleti,  daha dört yıl sürecek olan yeni bir savaşı, Ya İstiklal Ya Ölüm diyerek göze aldı. Bu dirençleri ile “mazlum milletlere” örnek oldular.

•      23 Nisan 1920 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması ile küçük, fakir Ankara, kurtuluşun, direnişin merkezi oldu.  Savaşı idare edecek olan meclise ev sahipliği yaptı. Mustafa Kemal Paşa da o meclisin başkanı oldu.

Limanların İşgali

Anadolu dört bir taraftan işgal edilmişti. Dış dünyaya açılan limanlar düşmanın elinde idi. Samsun İngilizlerin, Zonguldak Fransızların işgali altındaydı. Akdeniz ve Ege kıyılarının tamamında düşman vardı. Anadolu ve Ankara soluk alamayacak bir durumdaydı.

Lojistik Malzemelerin Temini

•      Yüz bin kişilik düzenli bir ordu kurulmuştu;  ordu için gerekli silah, cephane vb gerekiyordu. Fakat devletin kasası boştu.

•      Gereken lojistik malzeme iç ve dış kaynaklardan temin edilmeye başlamıştı. İç kaynakların çoğunu, İşgal kuvvetlerinin el koyduğu İstanbul ve Anadolu’daki Osmanlının depolarından kaçırılan mühimmatlar oluşturuyordu. Kısmen de yerli üretimle sağlanıyordu.

•       Dış Kaynaklar ise Rus yardımlarından ve satın alınan malzemelerden oluşuyordu.

•      İşgal edilmeyen topraklar, en güvenli cephe gerisiydi; bu topraklarda ise lojistik yollar örümcek ağı gibiydi. Milli Mücadelenin ana ikmal merkezi başkent Ankara olduğundan bütün lojistik yollar Ankara’da birleşiyordu.

•      İç ve dış kaynaklardan temin edilen malzemelerin büyük bir çoğunluğu Karadeniz’den geliyordu. Bu yüzden lojistik yolların en önemlileri Karadeniz sahilinden başlıyordu.

İnebolu

Karadeniz kıyısındaki küçük İnebolu, zamanla Anadolu’nun Milli Mücadele kapısı oldu. Limanı olmayan İnebolu’da gemiler açıkta bekliyor, İnebolulu kahraman kayıkçılar, Karadeniz’e uygun yapıdaki kayıklarıyla her havada gemilerden savaş gereçlerini alıp karaya çıkarabiliyordu

Salih Reis

Kıyıya yığılan sandıklar, denkler, silahlar, İnebolu halkının elbirliğiyle güvenli yerlere taşınıyordu. Çocuklar, kadınlar yaşlılar cephaneleri sırtlanıyorlardı. Onlardan biri 70 yaşını geçmiş Hamamcı Kadı Salih Reis idi. Kastamonu Valisi Muhittin Paşa Salih Reis’e acıyarak ”Dede, Ver De Ben Taşıyayım” dediğinde Sırtındaki mermiyi zorla taşıyan ihtiyar adam başını bile kaldırmadan: ”körmüsün! Benimkini isteyeceğine git sende kayık’tan bir tane alsana demiştir.

•      Sahilden tepelerin arkasında 2 km mesafede “İkiçay” mevkiindeki depolara imece usulü taşınan mühimmatların kara yoluyla taşınmasına sıra gelmişti.

İstiklal Yolu Güzergâhı

•      İnebolu-Ankara arasındaki yol ham ve yağışlı havalarda çamur deryası haline dönüşen eski bir kervan izinden başka bir şey değildi ve Milli Mücadele dönemine kadar hiçbir zaman önem taşıyan bir karayolu olmamıştı.

•       344 km olan bu yol, İnebolu’dan başlıyor, Küre, Kastamonu, Ilgaz, Çankırı’ Kalecik, Ravlı köyünü geçerek (şimdiki Akyurt) Ankara’da Çankırı Kapısı’nda sona eriyordu.

•      Yol güzergâhı çok dalgalıydı. Kuzey Anadolu’nu geçit vermeyen yüksek üç tane yüksek sıra dağı vardı (Küre Dağı 1100 m, Ilgaz dağı 1875m ve Köroğlu Dağları 1425 m). Ve Tüneyi geçince çamur deryası Dömbelek ovası vardı.

Kağnı

•      O dönemin tek ulaşım aracı kağnı idi. Kağnı bir çift öküzün çektiği, iki tekerlekli ve 100-150 kg taşıma kapasiteli basit arabadır. Sürücüsü öküzlerin önünde veya yanında yürür.

•      Bir grup kağnıya “Kağnı Kolu” ismi verilirdi. Kağnı Kolunun standardı 40-50 kağnıydı. Ancak acil durumlarda bu sayı bulunabilen sayıda oluşturuluyordu. Kağnı Kollarında genellikle 50-60 yaşının üzerindeki erkeklerle, 14-18 yaşlarındaki çocuklar ve büyük çoğunluğu ise kadınlardan oluşmakta idi. Kağnı Kolu içindeki tecrübeli yaşlı ve güvenilir bir kağnıcı Kol Başı olarak görevlendiriliyordu. Kağnı Kolu'ndaki herkes Kol başının yönetimine ve emirlerine uymak zorundaydı.

Mekkâre

•      Mekkâre: Sevkiyat sadece tekerlekli araçlarla yapılmıyordu. Osmanlının kullandığı mekkâre (deve, katır, at, eşek) hayvan taşımacılığı ile de yapılıyordu. Hayvan taşımacılığının sebepleri şunlardı:

•      Hayvanlar, tekerlekli araçların geçemediği bozuk yollardan geçebiliyordu…

•      Top arabası gibi kağnı ile taşınamayan silahlar hayvanlarla taşınabiliyordu.

Tekâlifi Milliye (Milli Sorumluluk) Kanunu

•      İnebolu Limanına ilk gelen silah ve cephaneler gönüllüler tarafından Ankara’ya ulaştırılıyordu ve o zamanki mali duruma göre araba başına 25 lira ile gıda maddeleri verilirdi.

•      Para ile yüz bin kişilik orduya sevkiyat çok pahalıya mal olacaktı. Bu önemli soruna 7-8 Ağustos 1921,  (10 emirden oluşan) Tekâlifi Milliye Kanunu ile çözüm bulundu. Vatandaş vergisini para ile değil mal ve hizmet karşılığı ödeyecekti. Ayrıca devlet bazı malları da savaştan sonra ödemek kaydıyla vatandaştan iç borçlanma ile alacaktı.

•      Böylece devlet hem para toplamadan para ile yaptırılacak işleri en hızlı şekilde yaptırmış hem de İstiklal Savaş’ını ülkenin tamamına yaymış oluyordu.

•      Tekâlifi Milliye Kanunu 5 numaralı emri 1. maddesine göre ulaştırma araçlarının sahipleri her ay ordu gereçlerinden bir kısmını kendi aracı ile 100 km'lik uzaklığa parasız taşımak zorundaydı.

Tekâlifi Milliye Uygulaması ( notlar)

·        Bir Kağnı yükü İnebolu’dan Ankara’ya kadar bir kağnı ile değil 4 kağnı ile taşınıyordu.

·        Devir teslim noktaları yol güzergâhı ve askeri noktaların olduğu yerlerde yapılıyordu.

·        Devir teslim noktasından dönen kağnı 100 km değil, geri dönüş mesafesi ve köyüne gitme ile 200-300 km’yi buluyordu.

·        Kağnılar boş dönmüyordu, Ankara’dan yaralı asker, diğer noktalardan menzil konak noktaları için gıda maddeleri taşıyordu.

·        Bin bir zorluklarla taşınan bir kağnı dolusu top mermisi cephedeki topçu tarafından 5 dakikada tüketilebiliyordu

·        Kağnı toplama işini Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri yapıyordu. 

·        Devir teslim noktalarında kağnı eksik olursa dönüş yapacak kağnılardan gönüllü olanlar devam ediyordu.

 Karınca Ordusu

İstiklal Yolunun uzunluğu 344 km. idi.  Yol boyunda kağnılar ve kağnıcılar değişiyordu ama bağımsızlığın ilacı cephane ilerliyordu.

Sadece yol üzerindeki yerleşim yerlerinden değil yakındaki uzaktaki her yerden kağnılar geliyordu. Gidenler, dönenler İstiklal Yolunun her 5-10 km.sine bir kağnı kolu dizisi yürür hale gelmişti. Yürüme uzunluğu 500-600 m. olan kağnı kollarında öküzler ağır ağır yürüyordu. Ellerinde övendere çoğunluğu kadın kağnıcılar da yürüyordu.

Yürüyen sadece kağnı kolları değildi; at arabası, katır ve deve kolları dizileri de vardı. Bu dizilere köprüler yapmak veya onarmak için kereste taşıyan kağnı kolları da katılmıştı.  Bütün kollarla ve gönüllü vatansever taşıyan arabalarla beraber nerdeyse İstiklal Yolunun her km.sinde bir nakliye kolu dizisi ve toplamda 344 km parkurda dünyanın en uzun karınca ordusu yürüyordu. Eğer bugünkü teknoloji o zaman olsaydı, uzaydan bakıldığı zaman karınca ordusu görülürdü. 

Böylece İstiklal Yolunda oluşan karınca ordusu,  cephede destanlar yazan orduya,  benzer destanlar yazarak cephane yetiştiriyordu. Özünde “Ya istiklal ya ölüm olan”  Türk Milleti artık ailecek savaşmaya başlamıştı.  İşgalci Düşmanlara direnen ordu sayısı ikiye çıkmıştı.

İstiklal Yolu’nda iki hatıra

“Bir gün evvel yağan karın doldurduğu dağ yolunda, kağnılarla cephane taşıyan bir kadın kafilesine rast geldik.  Kafileye yaklaştıkça selamlaştık. Ben kalın yünden yapılmış yamçının altında bile titrerken birden, tek yorganını da arabaya örten bir ninenin, çıplak ayaklarla karları çiğnediğini fark ettim. İçimde takdirle karışık bir merhamet sızladı. Arkasına sardığı peştemalın içinde iniltiyle hıçkıran bebeğin üzerine bile örtmeden, yorganı niçin arabaya serdiğini sormak fikrini duydum: “Üşümez misin sen nine, bak çocuk donacak, yorganı örtsene” diye arabanın üstünü işaret ettim. Bu soruyu şaşkınlıkla karşıladı, sormaya değer bir şey addetmiyordu galiba... Benim cevap beklediğimi anlayınca mukaddes bir şeye teveccüh ediyor gibi kağnıya koştu; “Kar serpiyor, millet malıdır, nem kapmasın evladım”, dedi. Ve yorganın uçlarını iyice serdi. Kar hızını arttırmıştı.

O zaman anladım ki, cephaneleri ıslatmamak için bunu yapıyor. Deminki merhametimden utandım. Aman Ya Rabbim... Fedakârlığını bildirmek bile istemiyor! Bu alicenaplık karşısında secde etmeyen ruh ve aşk olur mu?” Kastamonu İstiklal Mahkemesi Başkanı Mustafa Necati Bey’in hatıratından aktardığımız bu yaşanmış öykü, aldığımız nefes, yaşadığımız topraklar için kimlere şükran borcu olduğumuzu anlatıyor. Onlar ki, karşılıksız bir aşkla yürümüşlerdi, en zorlu yollardan, özgür ve bağımsız bir vatanda yaşayabilmek için.

Hatıra-2

Malta’da sürgündeyken takas yoluyla serbest kalan ve İnebolu’dan Ankara’ya geçen Rauf Orbay, İstiklal Yolu’nda gördüğü kadınları şöyle anlatıyor; “İnebolu’dan Çankırı’ya kadar cephe gerisindeki hizmetlerin yüzde 90’ı kadınlar tarafından, erkekleri mahcup edecek gayret ve fedakârlıkla yapılıyordu. Bu fedakâr kadınların arkasında emzikte çocukları olan mübarek analar da vardı. Yavruları kucaklarında, kağnıları önlerinde cepheye silah taşıyorlardı. İnanıyorum ki, Allah bu millete yakında kurtuluş, huzur ve mutluluk nasip edecektir. Çünkü bu millet bunları fazlasıyla hak etmiştir.”

İstiklal Yolunda Yolcu Taşınması

•      İstiklal Yolu, sadece lojistik malzemelerin taşınmasında değil oldukça önemli insanların taşınmasında da kullanılmıştı:   

•      1) Osmanlı ordusundan  (Mondros Mütarekesi gereğince) terhis edilen ve kaçan,  Ankara hükümetinin kurduğu yeni orduya katılmak isteyen er ve subaylar; gönüllü siviller kullanmıştı.

•      2) İşgal kuvvetlerinin bayrağı altında yaşamak istemeyen, Ankara Hükümeti’nin emrinde çalışmak isteyen ve özellikle İstanbul’dan ve diğer işgal

yerlerinden kaçan,  vatansever gönüllü meslek elemanları (doktor, hemşire, öğretmen, terzi, nalbant, telgraf memuru,   vb) ve bazı aydınlar,    kamuoyunun tanıdığı önemli isimler kullanmıştı.

•      3) Ankara hükümetinin dünyaya açılan kapısı olmuş ve Ankara Hükümeti ile diplomatik ilişkiye giren yabancı diplomatlar ve basın mensupları kullanmıştı.

İstiklal Yolundan Geçen Aydınlar

•      Milli Mücadeleye katkı sağlamak için İstiklal Yolu’na çıkıp Hanlarda konaklayanlar arasında kimler yoktu ki... Dışişleri bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk, Ahmet Emin Yalman, Tevfik Rüştü Aras, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet Ran, İsmail Hakkı Uzunçarşılı ve çok sayıda aydın bu yoldan geçtiler. 

İstiklal Yolundan Geçen Yabancılar

•      Bu yoldan Ankara’ya gidenler arasında, Ankara hükümeti ile ilişki kurmak isteyen ülkelerin diplomatları, üst rütbeli subayları, casusları ve gazetecileri de vardı. Bir Fransız diplomat kağnıların ve kadınların inanılmaz azmini gördüğünde Kağnılar Kamyonu yenemez demiştir. Ancak savaşın sonunda yanıldığını anlamıştı. Kağnılar kamyonu yenmişti.

İstiklal Yolunda Çankırı

İstiklal Yolunun toplam uzunluğu 344 km olup, bu güzergâhın illere göre dağılımı şöyledir:

Kastamonu: 134 km, Çankırı: 107 km ve Ankara:103 km.dir. Çankırı coğrafi ve stratejik bakımdan oldukça önemliydi. Şöyle ki;

•      Bolu- Yozgat istikametinden gelen iç isyanlara ve Samsun istikametinden gelen azınlıkların baskınlara direnmiş ve asker kaçaklarının eşkıyalık yaparak yuvalanmalarına izin vermemiştir. 

•      Çankırı (Kengırı), İstiklal Yolu’nu oluşturan üç ilin ortasındaki ildir. İlçesi Ilgaz ise, hem İstiklal Yolu’nun orta noktası hem de Çerkeş- Tosya yolundan gelenlerin İstiklal Yolu’na katıldığı kavşaktır.

•      İstiklal Yolu Çankırı’da hem tekerlekli araçlar için hem de mekkâre için alternatif güzergâhlara sahip olmuştur.

·        Tekâlif-i Millîye emirlerinin uygulanmasında ordu ihtiyat erzakının, vb toplanma bölgesi olmuştur. Bu yüzden bazı lojistik malzemeler Çankırı’da depolanmıştır.

•      İnebolu’dan gelen yabancı ve yerli heyetlerin Ankara’dan önce konaklandığı ve ağırlandığın son nokta olmuştur.

•      Sağlık hizmet noktalarının yoğunlaştırıldığı bölge olmuştur.

•      Milli Mücadelenin ana ikmal merkezi Ankara olduğundan, Ankara’ya giden bütün cephe gerisi yolları ya Çankırı içinden ya da Çankırı’ya teğet geçmiştir.

Çankırı’da (Kengırı) İstiklal Yolu Noktaları

•      Çankırı Hat Komutanlığı

•      Çankırı Nokta Komutanlığı, 

•      Çankırı Menzil Nokta Komutanlığı (1 Kasım 1922)

•      Altıncı Depo Alayı

•      Menzil Bölge Müfettişliği

•      Sevkiyat ve Nakliyat Umum Müdürlüğü

•      Amele Taburu (1922 yılı başında Çankırı bölgesinde bulunun istiklal yolu güzergâhının bakım onarımı için kurulan tabur)

•      Erzak ambarı, Teçhizat ambarı, Mühimmat deposu (2),

•      Hayvan hastanesi ve deposu

•      Nekahethane,

•      Revir

•      Hanlar (32), oteller (3), misafirhaneler

•      Memleket Hastanesi (Sakarya Savaşı başlayınca Milli Müdafaa Vekâleti’nce 25 Ağustos 1921 tarihinde Çankırı merkezinde bin yataklı bir askeri hastane kurulmasına, karar verildi. Çankırılılar da kendi imkânları ile beş altı gün içinde koskoca bir hastane kurmayı başardılar ve çevreye de örnek oldular.

Çankırı Müdafaai Hukuk Cemiyeti

Amaçlar:1-Halkı kuvayi Milliye Taraftarı yapmak.

2- Halkın mermi ve silah taşımasını sağlamak.

3- Yaralı askerleri tedavi etmek.

4- Ordunun silah, at, giyecek ve yiyeceğini temin etmek.

5- 13 ve 14 yaşından büyük eli silah tutacak erkekleri askere göndermek.

6- İstiklal savaşına zarar verecek olan Pontus ve Aznavur isyanlarını bastırmak.

Çankırı Müdafaa-yı Hukuk Teşkilatı

Başkan: Ata Efendi ( Müftü/ Edebiyat Öğretmeni/ Yazar)

Üye:Şeyh Hilmi Astarlı oğlu Efendi (6 dil bilen tıp tahsili yapmış din alimi)

 Üye:Dümelli İsmail Efendi ( Ziraatla uğraşır)

Üye:Cemal Dolunay (Çankırı Belediye Başkanı)

Üye:Şakir Palancıoğlu ( Ticaretle uğraşır/ iş adamı)

Üye:Fevzi Zade Abdullah Çavuş ( Ticaretle uğraşır)

Üye:Saraç Zade Hasan (Devlet memuru)

Kağnıların ve kağnıcıların toplanması, sıraya konulması bu konudaki kayıtların tutulması “Müdafai Hukuk Cemiyetleri” aracılığı ile yapılıyordu. 

Tekâlif-i Milliye komisyonları görevli oldukları ilçe içindeki taşıtları ve yük hayvanlarını tespit etmişler her taşıt sahibine ayda bir kere görev sırası gelecek şekilde cetveller hazırlamışlardı. Bu yükümlülük cetvellerine göre sırası gelen göreve çağırılıyordu.

Atatürk ve Türk Kadını

•      Milli Mücadele zaferle sonuçlandıktan sonra Gazi Mustafa Kemal, 30 Mart 1923’te Vakit gazetesine şöyle bir açıklamada bulundu; "Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip

Cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur.

 Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilmeliyiz"

İstiklal Madalyası

•      İstiklal Savaşında kadınlarımızın kahramanlığına saygı ve hürmet için İstiklal Madalyamızın bir yüzünde Kağnı ile cephane taşıyan kadın figürü vardır. Bu yönüyle İstiklal Madalyamız dünyadaki ulusların madalyaları arasında eşsizdir. Çünkü hiçbir ülkenin kahramanlık madalyasında kağnı ile cephane taşıyan kadın figürü yoktur.

İstiklal Yolu

Sonuç: (Değerlendirme)  Milli mücadele Anadolu’nun her karış toprağında iki ordu ile ailece yapılmıştır. Eli silah tutan her sıfattaki erkeklerden oluşan birinci ordu cephede, her sıfattaki kadın, gaziler, yaşlılardan oluşan ikinci ordu cephe gerisinde savaşmıştır. Ailece yapılan bu duygusal ve kutsal mücadeleye ailenin sadece büyükleri değil,  çocukları annelerinin yanında yürüyerek,  bebekleri  annelerinin sırtında kundakta savaşın içinde olmuşlardır..

•      İstiklal yolunda, üç yıl dört mevsim mücadele eden karınca ordusunun şehitlerine, gazilerine ve kahramanlarına minnettarız.

•      Onları hiç unutmadık. Unutmayacağız…

İstiklal Yolu Yürüyüşleri

•      Milli mücadeleyi anma etkinlerinde yüzeysel bahsedilen/gerçek hakkı verilmeyen/ unutulan ikinci ordu ve istiklal Yolu hakkında Çankırı ve Türkiye’de farkındalık oluşturulması ve dikkat çekilmesi için ilimizden geçen tarihi istiklal Yolu güzergâhında 2009 yılından beri “İstiklal Yolu Yürüyüşleri” yapılmaktadır.

•      Milli Mücadelede İstiklal yolu ve Çankırı Sempozyumu

Çankırı Karatekin Üniversitesi 2010 yılında « Milli Mücadelede İstiklal Yolu ve Çankırı» konulu bir sempozyum yaptı.

         İstiklal Yolu hakkında Cumhuriyet tarihinde yapılan yapılan ilk sempozyum oldu.

Tescil Edilen İstiklal Yolu

•      Milli Mücadelenin efsane cephe gerisi yolu (344 km)İstiklal Yolu’nun 107 km’si Çankırı’dadır.

•      Kaybolmadan günümüze kadar kalabilen tarihi istiklal Yolu’nun Ilgaz İnköy ve Çankırı Ayan Köyü arasında kalan 33 km bölümü, Milli Mücadeledeki önemi nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara 1 numaralı Kültür varlıklarını koruma Kurulu tarafından 26 9. 20013/48 tarihinde 1005 sayılı karar ile Tarihî Sit olarak tescil edilmiştir.

•      26 Mart 2014 yılında İstiklal Yolu Eğitim Kültür Turizm Ve Gençlik Derneği Kuruldu. Hazırladığımız/Hazırlayacağımız Önerdiğimiz/ Önereceğimiz projelerle İstiklal Yolunu dantel gibi işleyeceğiz. Hedefimiz Atalarımız gibi hep birlikte İstiklal Yolu’nun,

Çanakkale gibi Tarih turizminin yapıldığı Bir ziyaret yolu olmasını sağlamaktır diyerek sözlerime son verirken beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederek hayırlı akşamlar dilerim diyerek sözlerine son verdi.

Daha sonra soru cevap şeklinde gecenin geç saatlerine kadar devam eden söyleşiden sonra TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı katılımlarından dolayı İstiklal Yolu Eğitim Kültür Turizm Ve Gençlik Derneği Başkanı Öğr. Gör. İsmail Çam hocaya teşekkür ederek günün anısına Teşekkür Belgesi takdim ettiler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Cumhuriyet Mah. Zeki Ömer Defne Sk. Hasan Kıvrak Apt. No: 4 Daire: 3

                  www.cankiriturkav.org   05334936084                   

                                                                                                   ÇANKIRI