TÜRKİYE KAMU ÇALIŞANLARI KALKINMA VE DAYANIŞMA VAK
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

EN ÇOK OKUNANLAR

TARİH SAAT

 

HİCRİ

NAMAZ VAKİTLERİ


TARİHTE BUGÜN

sss fdg dfgdf

SAYAÇ


Website counter    
Prof. Dr. Hasan ONAT İslam ve Bilim Konusunda Söyleşi Yaptı

Prof. Dr. Hasan ONAT İslam ve Bilim Konusunda Söyleşi Yaptı

Tarih 17/Nisan/2016, 12:37 Editör İsa BÖLÜKBAŞI

TÜRKAV Çankırı İl Başkanlığında hemşerimiz Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan ONAT "İslam ve Bilim " konulu söyleşi gerçekleştirdi.

TÜRKAV Çankırı İl Başkanlığında hemşerimiz Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan ONAT "İslam ve Bilim " konulu söyleşi gerçekleştirdi.

TÜRKAV toplantı salonunda gerçekleştirilen söyleşiye geçmeden önce TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı, katılımlarından dolayı konuşmacı Prof. Dr. Hasan Onat hocaya ve dinleyicilere hoş geldiniz diyerek, Çankırı TÜRKAV olarak yapmış oldukları çalışmalardan kısaca bahsederek sözü Prof.Dr. Hasan Onat hocaya bıraktı.

Onat, sözlerime başlamadan önce bu akşam burada bana konuşma fırsatı vererek siz değerli hemşerilerimle bir araya gelme fırsatı verdikleri işin başta TÜRKAV Başkanı İsa Bölükbaşı Bey olmak üzere yönetim kurulu üyelerine çok teşekkür eder, hayırlı akşamlar dilerim diyerek konuşmasına başladı.

Daha Prof.Dr. Hasan Onat şöyle devam etti.

Değerli katılımcılar, son iki asırdır başta Türkiye olmak üzere Müslümanlar önce aklı sonra bilimi ihmal ettiler. Müslümanlar akıl düşmanlığı yaparken Batı aklı Kilisenin ipoteğinden kurtardı ve harekete geçti. İşte alt yapısını Rönesans Reformunun oluşturduğu süreçte Sanayi Devrimi, aydınlanma ve bugünkü Batı uygarlığı çıktı karşımıza. Şu gelinen noktada Avrupa ihtiyarladı. Amerika güç sarhoşu ve insanlığın geleceği tehlikede, o zaman buradan hareketle meseleye bakarsanız yeni bir bilim anlayışına genel çerçevede insanlık açısından ihtiyaç var. Öte yandan şu anda bize biçilen rol kelimenin tam anlamıyla tüketicilik, üretmeksizin tüketmek aslında ahlaksızlıktır. Cebimizdeki telefonun patenti bize ait değil. Kullandığımız bilgisayarı biz üretmiyoruz ve hala dünyanın şu koşullarında bile insanların kişilikleri, kimlikleri bindiği araba üzerinden, oturduğu ev üzerinden, malı mülkü üzerinden konuşuluyor. Aslında bu utanç verici bir şeydir. Ama buradaki asıl problem üretmeksizin tüketmekle alakalı. Bana bazen soruyorlar, Hocam bu Müslümanlar niye bu kadar kolayca bir birlerini öldürüyorlar? Benimde verdiğim cevap çok kestirme. Çünkü Müslümanlar tüketim savaşı veriyor. Herkesin derdi daha çok tüketmek, tüketebilmek içinde birbirinin gırtlağına sarılıyor insanlar. Yani Müslüman coğrafyadaki tablo bu dedi ve şöyle devam etti.

Değerli misafirler, bunu Türkiye bağlamında düşünürseniz şuanda Müslümanların nüfusu bir milyar altıyüz milyonu geçti. Bu bir milyar altıyüz milyon nüfusun içersinde sömürge olmayan tek yer Türkiye’dir. Bir milyar altıyüz milyon nüfusun yaşadığı bölgede adam gibi devlet geleneğine sahip tek millet Türklerdir. Türkiyenin kaderi bir buçuk milyar müslümanın kaderidir. Türkiye’nin bu bağlamda içinde bulunduğu koşullar olumlu yöne kanalize olursa bu bir buçuk milyarı aşan müslümanın bundan sonraki süreçte onurlu yaşaması demektir. Tüm oklar Türkiye’yi gösteriyor diyen Prof.Dr. Hasan Onat şöyle devam etti.

Değerli hemşerilerim, o zaman çok kestirmeden şu soruyu sormak zorundayız. Yani eğer Türkiye madem bu kadar stratejik öneme sahip, hem Müslümanların geleceği açısından, hem Türk dünyasının kendine özgü nitelikleri açısından, daha da ötesi bu bölgenin bir anlamda insanlık açısından da bir tür güvence ve sigorta niteliği taşıması ayrı bir hadisedir dedi.

Onat, bütün bunları yan yana getirdiğiniz takdirde bu milletin var kalabilmesi özne olmasına bağlıdır. Özne olmaktan kastettiğimiz şey şudur yeniden tıpkı Osmanlıda olduğu gibi bilim, bilgi ve teknoloji üreterek, değerler üreterek insanlığın kaderinde etkin olmasıdır. Özne olmanın anlamı budur işte. Özne olmak iki noktada ortaya çıkar bir bilim alanında bilimin gücüne sahip olursunuz. İki sanat alanında kendinizi düşünce ve duygularınızı enerjinizi rafine ederek, güzelleştirerek estetik boyutuyla ortaya koyarsınız. Oysaki biz hala bugün işte beş yüz sene, altıyüz sene önce Mimarsinan’ın yaptığı eserlerle övünüyoruz. dedi ve şunları kaydetti.

Kıymetli misafirler, dindarlık oranı arttıkça hoyratlaşıyor ve kabalaşıyoruz. Bunu nasıl izah edersiniz? Bu çok büyük bir çelişkidir. Hâlbuki din dediğimiz şey insanı olgunlaştırır, insan davranışlarını daha tutarlı, daha sağlıklı hale getirir. Ama niye öyle olmuyor da mütedeyyin insan tipi güce sahip oldukça daha agresifleşiyor, güce sahip oldukça daha hoyratlaşıyor. Kibarlaşacağı yerde kabalaşıyor. Bu çok ciddi bir problemdir. Bunu aslında ana sebebi bu toplumun bütünüyle sanattan kopmuş olmasıdır. Çünkü sanat duyguları yumuşatır. Onları olumlu yönde estetikle bütünleştirerek kanalize eder. Bizde sanat diye bir şey yok. Burada sanat dediğimiz hadise toplumun gelişmişliğinin dışa vurumudur, yansımasıdır. Eğer tolumda estetik yönden belli bir düzeyde gelişmişlik olmasa sanat olmuyor. Yani bu taklitle olmuyor. Bu yüzden özne olmak bilginin, bilimin gücüne sahip olmakla ve sanatla mümkündür diyet Onat şöyle devam etti.

Kıymetli hemşerilerim, İç Anadolu’da yaşayan aslında en katıksız Türk nüfusu buradadır. Ama burada yaşayan Türkler kıyamete kadar buranın kendi vatanı olacağını düşünüyor. Böyle bir saplantı içersinde ve kılı kıpırdamıyor. Biz müslümanız Allah bizi korur, bize bir şey olmaz gibi tuhaf bir kaderci algı var bu bölgenin insanında. Bu bölgede çok kullanılır Anadolu’da bir söz vardır, “davul kimin omzunda tokmak kimin elinde” derler yani burada bir sürü sıkıntılar var, davul Anadolu insanının omzunda fakat tokmak başkalarının elinde. Acaba Anadolu insanı bir takım olup biten gerçeklerin farkına varmıyor. Burada ifade edeyim ki tüm bu olumsuzlukların odağında bizim Anadolu insanın sağlıksız çarpık din anlayışı var ve bu din anlayışımız şu anda bu toplumu uyutuyor. Din bilinmeksizin yaşanmaz ki dinin bilgi işi olduğunu kaç kişi biliyor. Kur-an gibi bir kitap var elimizde kur-an’ın ilk inen ayeti oku. Buradaki okunun anlamı düşünmektir, anlamaktır, bilimdir, buradaki okumanın anlamı evreni okumaktır, inanı okumaktır, daha genel anlamda bilgi üretmektir, anlamak, kavramak yeni şeyler söylemektir. Kur-an devamında diyor ki hiç bilenlerle bilmeyenler bir olurmu? o zaman bir fark olacaksa işe bilgiden başlamak zorundayız, nitekim bir ilersinde evrensel bir ayet karşımıza çıkıyor diyor ki cenabı hak bir toplum kendisini değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez. İslam biz müslümanlara birkaç beden büyük geliyor. Devletin resmi kanalları dâhil medyanın pompaladığı din anlayışı düşünen biz müslümanların kafasını uyuşturmaya yöneliktir.

Kur-an size açıkça diyor ki bilmediğin şeyin ardına düşme hangi konuda düşünüyorsan, biliyorsan bilerek hareket et. Kur-an size diyor ki şuanda ben konuşuyorum. Kur-an’nın ilkesini uygulayacaksak benim bu sözlerime karşı sizin tavrınız şöyle olmalıdır. Hasan Onat konuşuyor ne söyledi bir anlayalım bakalım. Hangi söyledikleri doğru, hangi söyledikleri yanlış. Çünkü diyor ki Kur-an müminlerin vasıflarından söz ederken onlar her sözü dinlerler, işitirler, anlar en güzeline uyarlar. Buradaki kritik nokta nedir? Aslında her insan sağlıklı düşüne bilir akıl her insanda var. Aslında akla en çok ihtiyaç duyulan alan din alanıdır. Niye? peygamberimiz diyor ki aklı olamayanın dini yoktur. Kur-an diyor ki aklını kullanmayanlar pislik içinde kalır. Bir başka ayet var. diyor ki yeryüzünde ki canlıların en kötüsü aklını kullanmayanlardır. Sadece söylediğim son birkaç cümle niçin bir milyar altıyüz milyon müslüman perişan vaziyette aslında cevabı bu yani her sorunun çözümü din olmak zorunda, işe din anlayışımızda başlamak zorundayız diyerek burada sözlerime son verirken beni sabırla dinlediğiniz için tekrar teşekkür ederim diyerek sözlerine son verdi.

Daha sonra soru cevap şeklinde gecenin geç saatlerine kadar devam eden söyleşiden sonra TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı katılımlarından dolayı Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Onat hocaya teşekkür ederek günün anısına tuzdan yapılmış Türkiye haritasından isimlik takdim ettiler.

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Cumhuriyet Mah. Zeki Ömer Defne Sk. Hasan Kıvrak Apt. No: 4 Daire: 3

                  www.cankiriturkav.org   05334936084                   

                                                                                                   ÇANKIRI

Bu haber 985 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Güncel

Çankırı TÜRKAV Üç Anlamlı Günü Birlikte Kutlandı

Çankırı TÜRKAV Üç Anlamlı Günü Birlikte Kutlandı Çankırı TÜRKAV “Türkçülük Yürüyüşü ve Hıdırellez ile Anneler Günü” Kutlamasını birlikte gerçekleştirdi.

Çankırı TÜRKAV Üç Mayıs Türkçüler Günü, Hıdırellez Bayramı ve Anneler Gününü Kutluyor

Çankırı TÜRKAV Üç Mayıs Türkçüler Günü, Hıdırellez Bayramı ve Anneler Gününü Kutluyor TÜRKAV Çankırı İl Başkanlığı olarak bu yıl Beşincisini düzenlediğimiz Geleneksel ‘’Türk Milliyetçileri 3Mayıs Türkç...
5555 sayılı Vakıflar Kanunu ne anlama geliyor?28/Ocak/2010

HABER ARA


Gelişmiş Arama

GÜNÜN SÖZÜ

ANKET

Açılım hakkında ne düşünüyorsunuz?






Tüm Anketler

© Tüm hakları saklıdır. Bu sitede yayınlanan tüm veriler bilgi amaçlıdır. Hiç bir surette delil olarak kullanılamaz.ÇANKIRI 2009
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu